Makale Ara

İDİR

 Türkçeye ve Türkçe öğretimine dershanecilerin açtığı yaraların haddi hesabı yok elbette. Bugünlerde bu yaraların biri tarihi diziler nedeniyle daha çok gündeme geliyor ve daha derin bir yaraya dönüşüyor.

Bir dizide “Nizamülmülk”, bir başka dizide “Bamsı” adlı karakter cümlelerin sonlarına “idir” ekleyerek konuşuyor.

Peşinen söylemek isterim ki Türk dili tarihinde ek-fiilin “idir” şeklinde kullanıldığı hiçbir dönem olmamıştır. Peki ya nereden çıktı bu idir?

Açıklayalım... Dershaneler, ek-fiili anlatırken idi, imiş ve isenin başında i varken -dir’in i’siz oluşuna bir kılıf bulma ihtiyacı duymuş olmalı. -dir’in ek-fiil olmasına rağmen neden i’siz olduğunu öğrencilere açıklarken meseleyi akademik çalışmaları dikkate alarak araştırmak yerine hayal güçlerini zorlayarak şöyle bir çözüme gittiklerini düşünüyorum: “Bütün ek-fiillerin başında i varken neden -dir’in başında olmasın? Hem ek-fiil dediğimiz şey aslında i değil midir? -dir de bir ek-fiilse tarihin bir döneminde onun da başında i olması gerekir.”

Peki, bu açıklama doğru mu? Elbette hayır!

O zaman doğrusunu anlatalım. Bizim i- olarak bildiğimiz ek-fiil Göktürk metinlerinde “er-” şeklinde karşımıza çıkmaktadır:

Ötüken Yışda yig idi yok ermiş. (Ötüken ormanından iyisi yokmuş.)

İl tutsık yir Ötüken Yış ermiş. (İl tutulacak yer Ötüken Ormanı imiş.)

Tabgaç budun sabı süçig agısı yımşak ermiş. (Çin halkının sözü tatlı, ipek kumaşı yumuşak imiş.)

İllig budun ertim. (Yurdu olan millet idim.)

Eçim kağan olurtukda özüm Tarduş budun üze şad ertim. (Amcam kağan oturduğunda kendim Tarduş milleti üzerinde şad idim.)

Irak erser yablak agı birür yaguk erser edgü agı birür tip anca boşgurur ermiş. (Uzak ise kötü mal verir, yakın ise iyi mal verir diyip öyle öğretiyormuş.)

Er- ek-fiilinin varlığına dair yazıtlardan yüzlerce örnek sıralayabiliriz. Bu örneklere göre Göktürk Dönemi’nde ek-fiiller erti, ermiş, erser şeklindedir. Er- fiilindeki e sesi tahminimce kapalı e sesidir. Yani e-i arası bir ünlüdür. Bu ünlünün yer aldığı birçok kelimede bugün e, i’ye dönüşmüştür. Mesela edgü > eyü> eyi >iyi gibi... Yani r sesinin düşmesiyle er- fiilinden geriye i kaldığını söyleyebiliriz.

Dershanelerin “ek-fiilin geniş zamanı” diye anlattığı bildirme çekimi, yüklem olan ismin sonuna zamir ilave edilmesiyle yapılıyordu.

Bilge Tonyukuk men. (Ben Bilge Tonyukuk’um)

Peki, nereden çıktı bu -dir eki?

Bu ekin ilk örneklerine Uygur yazmalarında rastlıyoruz. Bu yazmalarda tur- ve yat- fiilleri süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturmaya başlamış, Eski Anadolu Türkçesi Dönemi'nde -turur şeklinde ekleşmiştir. Çağdaş Türkçede bazı Anadolu ağızlarında -durur/-turur ekinin varlığını koruduğu gözlemlenmektedir. Osmanlı Türkçesi Dönemi’nde ise hece tekleşmesi (haploloji) ile bu ek -dur hâline gelmiştir.

Şimdi ek-fiillerin hikâyelerini anlattık. Sonuç şu: Aslında bir değil iki tane ek-fiil vardır. Bunlardan birincisi zamanla i’ye dönüşmüş olan “er-” fiili, ikincisi ise bugünkü durmak fiili ile aynı kökenden gelen “tur-” fiili. Dershanelerin yanılgısının nedeni i’yi tek ek-fiil olarak düşünüp bu ek-fiili -dir ekine sokuşturma saçmalığıdır.


Yavuz ŞENYİĞİT

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

VİRGÜL EKSİKLİĞİNDEN KAYNAKLANAN ANLAM BELİRSİZLİĞİ VAR MIDIR?

  Anlatım bozuklukları kapsamında ele alınan başlıklardan biri de anlam belirsizliğidir. Bu konudaki kaynakların açıklamasına göre a...